[Röportaj/Çeviri] VOGUE Dergisi 2PM Söyleşisi 3. Kısım

2PM ZAMANI! 

Vogue: Jun K. senin karakterin bu gösteriyle ortaya çıkarıldı. Çok düşünceli bir adam gibi gözüküyorsun.

(Hep beraber): Oh, cidden. Ne zamandır bizim gibisin?

Taecyeon: Hayır ama cidden! Bir kız idol için koltuğu aşağı doğru büküyor, Kim senin yanında kalır ki? Tanrı aşkına!

Jun K: Hayır, hiçte öyle değil. Orada ki idoller arasında en büyüğü bendim. Bu yüzden onlara yol göstermek ve iyi bir atmosfer yaratmak istedim.

Taecyeon: Tam olarak kime rehberlik yaptın? Sen daha çok kızlara özen göstermişsindir, değil mi?


Chansung:
Hımm… Bence “The Romantic & Idol” kesinlikle “We Got Married” programından daha iyi.

Vogue: Sevgili 2PM üyeleri. Hadi, hayal etmeye çalışalım. Bir kadını baştan çıkarmak için size sadece 10 dakika verilseydi, ne yapardınız?

Taecyeon: Oh, ne rahatlatıcı bir soru! İlk defa bize böyle bir soru soruyorsunuz. (Düşünmek için zamana ihtiyacı olduğunu söyleyen bir yüz ile) Chansung’la başlayalım.

Chansung: 10 dakika. Hımm, bu zor. Sanırım, içki içerken onunla konuşmak için teşebbüste bulunurdum. İçki içmekte iyi değilim ama kötü içki alışkanlıklarım da yoktur. Eğer içkiyi biraz kaçırırsam nerede, neyi, ne bunları söyleyemem, direk uyuyakalırım. O zamana kadar sohbet edebiliriz.

Vogue: Güçlü içecekleri seçmenin arkasında ki neden nedir?

Chansung: Eğer bira içerken itiraf edersen, bu pekte aydınlatıcı bir konuşma olmaz.

Wooyoung: “Senden hoşlanıyorum,haha! Hadi çıkalım, ya da eğer istemiyorsan… haha!” Eee, böyle bir şey mi?

Vogue: Wooyoung’ın ölümcül tekniğini 10 dakika da gösterebilmesinden dolayı biraz meraklıyız.

Taecyeon: O zaman, piyano çalsam?

Wooyoung: 10 dakika çok uzun ama nasıl olduğu sorun değil.

Vogue: Yani üç dakika içinde oyunu bitirebilir misin?

Wooyoung: Eğer gerçekten de bu insanla tanışmak istiyorsam, sanırım aklıma gelen mantıklı şeyleri hemen söylerim; Sanırım senden hoşlanıyorum, yakınlaşmamız mümkün mü? Ve sonra reddedilirim; Tamam, Bay.

Vogue: Diğerlerinin ifadelerinden ziyade Nichkhun sen cazibenden dolayı daha etkili bir atak yaparsın. Ne dersin?

Nichkhun: Hmmm… yürüyüşe çıkmak…Hmm…Ona telefon numarasını sorarım. Hmm, ayrıca birlikte fotoğraf da çekeriz, ve sonunda onu göndermeden önce yanağına bir öpücük bırakırım. Böylece unutulmaz bir gün olur.

Chansung: Onu öptüğünde, kadın sana tokat atacaktır.

Nichkhun: Eğer benimle yürümeyi kabul ederse zaten benden birazcık da hoşlanıyor olmaz mı?

Taecyeon: Bunu asla bilemezsin. Belki de o kadın seninle sadece yürümek istiyordur. Neden onu aniden öpesin ki?

Nichkhun: İşte bu yüzden dudağından değil yanağından öpeceğim, hehe.

Jun K: Eğer birisinden gerçekten hoşlanırsam, 5 dakika içinde küçük bir etkinlik hazırlarım. Aynı zaman da şarkı söyler ve “Eğer sana olan hislerimi kabul edersen harika olur.” derim. Eğer böyle açıklarsan biraz sevimsizce olur ama bu doğru.

Taecyeon: Umm… Bence eğer o kadın bunu bilirse, muhtemelen kusar. Ama, Amerika da bunu yapan genç insanlar var. Eğer o kişi iyi öpüşebiliyorsa bunu ancak kirazla kanıtlayabilir.

Nichkhun: Ah! Kiraz sapıyla yapılan o şey!

Taecyeon: Doğru. Kirazı yediğinde dilinle sapına düğüm atıyorsun ya da başka bir şey, Starbust caramelo yediğinde ise hala sarılmış olduğundan, ağzınla o sargıyı indirebiliyorsun. Bu ticaret.

Vogue: O zaman bir kadın bir adamdan hoşlandığında, caramelo sarma almak mı zorunda?

Chansung: Kadın kiraz sapını çözebiliyor mu ki?

Taecyeon: Heh,he. Hayır, hayır. Sadece mecazi olarak iyi öpüşebildiğini gösteriyorsun.

Vogue: Junho, ne yapardı merak ediyorum. Junho, röportajın ortasında bir kayıt programı nedeniyle ayrılmak zorunda kaldı.

Jun K: Junho erkekler arasında….. adam gibi adamdır.

Taecyeon: Her zaman öyle olsa bile, biz onun kadınların önünde nasıl değiştiğini, ne tür bir tepki verdiğini dahi bilmiyoruz.

Vogue: Kadınların kalbini nasıl çalacağınızla ilgili size birkaç tavsiye vermeyi çok isterdim. Şimdi ise,konumuz son iki yılda neler yaptığınızla ilgili.

Wooyoung: Biz genellikle albüm faaliyetleri için 3 ya da olmadı 4 ay gibi bir süre harcıyoruz. Kendimizi geliştirmek ya da özgünlüğü hedeflememizin aksine biz her zaman kendimizi baskı altında hissettik. Jinyoungie hyung bize gerçekten harika şarkılar verdiğinden beri onun sayesinde kendime inanmaya başladım. Asıl gerçek ise sadece dans edebiliyordum ve sahnedeyken sadece müziği dinliyordum. Bir nokta da ise, kendimizi ne denli geliştirebildiğimizi düşünmeye başladım. Şimdi ise, zaman zaman şarkı sözleri yazıyorum, bu tıpkı bir kitap yazıyormuşum gibi hissettiriyor çünkü bir hikaye düşünüyorum ve yavaş yavaş değişmeye başlıyorum.

Vogue: Geçen sene Sexy Lady solo promosyonlarındayken büyük bir hırs barındırmış olmalısın. Bundan ne kadar memnunsun?

Wooyoung: %100 memnunum. O zamanlar amacım listelerde birinci sırada olmak değildi. Zirveye ulaşmanın imkansız olduğuna karar vermiştim. Çünkü müzik hakkında çok şey bilmiyordum, yalnızca dansta iyiydim, kendimi solo bir artist olarak sahnede gösterebilmek için kendimle ilgili kararlar almaya çalıştım. Hırslanmıştım. Kendi yazdığım bir şarkı ile solo debut yapabilirdim ama ben Jinyoungie hyung kadar iyi yazamadığım için kendime güvenim yoktu.

Vogue: Çok gerçekçisin.

Wooyoung: Yavaş yavaş değişiyorum. Aslında küçükken büyük hayalleri olan biriydim. Ama şimdi gerçeklerin farkına vararak yaşamak zorundayım.

Vogue: Bu son 2 yıl da Chansung için neler olup bitti?

Chansung: 2 yıl göz açıp kapayana kadar geçti. Fanlar , bana Kore’de yaşayan yabancı bir şarkıcı gibi deseler de kısa bir zamanda bu konu hakkında kendimi kötü hissettim. Ne zaman Japonya’da bir program düzenlesek, röportaj yaptığımız da bize hep aynı soruyu soruyorlar. “Çok fazla zaman geçti. Geçmişe dönüp bakınca ne düşünüyorsunuz?” Oysa ben her zaman bu soruyu hep şu şekilde anlamışımdır; “”Dünya’ya geldiğimden beri ne yaptım ben?” Düşüncesizce çalıştığımız da, içgüdüsel olarak buna alışıyorum ama ayrıca keşke sahnede rahat olabilsem diye de düşünüyorum. Sanırım bazı şeyleri çözmek ve düzenlemem için zamana ihtiyacım var.

Vogue: Uzun bir süreden sonra Kore eğlence dünyasını gerçekten bırakacağınızı düşünmüştük. Ama durumun böyle olmadığını görünce rahatladım tabi. Ancak, özellikle Japonya’da ki çalışmalarınız, Asya arası seyahat, tüm bu yoruculuğa rağmen ne hissediyorsunuz?

Taecyeon: Hmm, aslında bu sıcak dönemlerin gitgide azalması gibi. En azından Asya’da.

Vogue: Herkes bu son iki yılda neler olduğunu düşünmüştür.

Taecyeon: Pek çok Koreli sanatçı var. İsteğe bağlı büyük bir patlama olduğunda, yüksekliğine rağmen yavaşça düşüşe geçer. (Koreli sanatçılar hakkında) Rain hyung 2006’da Asya turuna çıktığında, herkes aynı şeyi söylemişti. “Woww, bir Asya turu!”
Sanırım şimdi elit askerler oluşturmak, güzel tatminler almak için iyi bir zaman.

Vogue: Öyleyse içinde bulunduğunuz durumun ardına bir göz attığınızda ne düşünüyorsunuz? Amacınıza çoktan ulaşmış olmalısınız.

Taecyeon: Aslında, emin değilim. Geri dönüş yaptığımızda arkadaşlarımız tarafından tebrik mesajları alıyoruz, her zaman şunu söylüyorlar, “TV’e çıktığınızda orada tanıdığınız bir sürü sanatçı olacak.”

Neyse ki aynı zamanda Hyori nuna ve Shinhwa hyungs da geri dönüş yaptı.

Nichkhun: Shinhwa grubundan Hyesungie hyung’la tanışalı ve beraber içki içmeye gideli çok uzun zaman olmadı.”Siz çocuklar! Siz gerçekten de bizim gibisiniz! Birbirimizi teşvik edeceğimiz günleri dört gözle bekliyorum!” dedi ve bizim için hesabı ödedi.

Chansung: Bu konu da kendimizi çok kötü hissettik, dışarı çıkıp bir şeyler içmeyeli uzun zaman olmuştu yani biz o gün birçok şey sipariş ettik.

Nichkhun: Menü de ne varsa hepsini silip süpürdük…

Vogue: Son yedi haftadır, “Comeback When You Hear This Song” ve “A.D.T.O.Y.” promosyonları var. Geri dönüş yapmayalı uzun zaman olmuştu bu yüzden ne tür bir sonuç bekliyorsunuz?

Jun. K: (Sessizlikten sonra) Sıralamalar elbette önemlidir ama dürüst olmak gerekirse, bu tür şeyler dijital ortamda sürekli değişiyor. Açıklaması zor.

Wooyoung: Bugünler de hemen hemen herkes müzik üretiyor. Bu yüzden şimdilerde müzik üretmenin pek bir önemi yok. Ben, insanlara belli bir mesaj veren, ilham kaynağı olacak şarkı ve performansların önemli olması gerektiğini düşünüyorum. İnsanlara müziğim ve performanslarımla akıllarında kalıcı bir izlenim vermek istiyorum.

Vogue: Olgunca bir düşünme şekli. Peki, bu yedi haftadan sonra nereye kaybolacaksınız?

Taecyeon: Promosyonlar bittikten sonra konser düzenleyeceğiz. Ve 2015’in sonunda kadar ek programlarımız var, fufu.

Kaynak: Omona they didn’t
Çeviri: Didem@2PMTURKEY


Siteden çeviri çıkarmak yasaktır!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s