[Röportaj/Çeviri] Junho – Dazed&Confused Nisan 2015

Hız trenini andıran duyguları ve parlayan kişiliği ile ilgili Junho ‘‘düşündüğünüz kadar şirin değilim’’ dedi. 

Kötü bir modda mısın?
Hayır neden sordunuz?

Önyargılı olmuş olabilirim , fakat seni her zaman parlak gülümsemesini koruyan biri olarak nitelendirdim. Ve şu ana kadar pek gülümsemedin …
Öyle mi? Günlük ruh halim sallantılı , fakat bunu ‘iddia’ edemem. Üzgün olduğumda mutlu olduğumu ve bir şeyler yolunda gitmediğinde iyi gittiğini iddia edemem. Eğer bir şeyi vurgulamak gerekirse, bugün gayet sakin olduğumu söyleyebilirim.

Neden öylesin?
Hmmm. Aslında , dün iki kedimi de hastaneye götürdüm.

Onlar Wolie ve Johnny değil mi? İyi değiller mi?
Sanırım yanlış bir şey yediler. Ev genellikle boş olduğundan,otomatik evcil hayvan besleyen bir makine kullanıyorum, ve sanırım orada yem bozulmuş olmalı, her halükarda; ölecekleri konusunda endişeliyim.

Genellikle hayvanları seven insanların iyi bir karaktere sahip olduğunu söylerler.
Gerçekten mi? Hmm.. ‘İyi’ ne anlama geliyor gerçekten bilmiyorum , ama uysal olduğumu düşünmüyorum. Bazen gerçekten cesaretimin kırıldığını hissediyorum, ve bazen de bulutların üstüne yürüyor olabilirim. Bazen ben bile somurtkan biri olduğumu düşünüyorum,haha.

Dürüstsün.
Evet, tabii ki. Sonuç olarak, ben kötü bir çocuk değilim. Sadece başkalarına nasıl hissettiğimi açıkça gösteriyorum.

Bu sağlıklı bir karakter. Genellikle, bölük pörçük izlenimler önyargıya dönüştüğünden , ünlü bir kişinin gerçek karakterini göstermek kolay değil.
Bu doğru. Benimki gibi bir karaktere sahip olduğunuzda, başkaları tarafından yanlış anlaşılmanız oldukça kolay. Yani en azından, eğer kötü günümdeysem başkasının modunu da berbat etmemeye çalışıyorum.

25 Martta piyasaya sürülecek ”Twenty” hakkında konuşalım mı? ”Cold Eyes’, filminde göz alıcı oyunculuk becerilerini sergiledin, daha sonra “The Memories of the Sword” filmini çektin,bu yüzden ”Twenty” biraz beklenmedik oldu. Herkesin dikkatini çekmek için, hakkında övünmenin mümkün olacağı bir rol aldığını düşünüyorum.
”Twenty” bir komedi olarak sınıflandırılıyor, bu yüzden sadece komik bir film olduğu düşünülebilir. Fakat,dürüst olmak gerekirse, ben ‘Twenty’yi komedi olarak göz önüne almıyorum. Bu 20 yaşındaki genç erkeklerin hayat hikayesi. Olgunlaşmamış gençlerin hikayesi.
Ve, bildiğiniz gibi, yönetmen Lee Byeongheon zorla komik olmaya çalışan biri değil. Gerçek hayat mizahı diyebilir miyim?

Yönetmenin bir önceki filmi ” Cheer up, Mr. Lee (Neşelen, Bay Lee)” de böyle oldu. O filmi gördün mü?
Evet. Gerçekten keyif aldım. Film dünyasındaki çıkış ilk çıkışını yapan, acemi bir yönetmenin hakkında otobiyografik bir hikaye. Film, mükemmel koşullarda çekilmediğinden,kabaydı. Belgesele yakındı. Çok fazla diyalog yoktu , bu yüzden ilginç ve hayat gibi olduğunu düşündüm. Bu sefer , ‘Twenty’ canlılığı ile parlıyor.

Kim Woobin ve Kang Haneul il birlikte çalıştın. Üçünüzde aynı yaşlardasınız, bu yüzden iyi uyuşmuş(anlaşmış) olmalısınız.
Evet, ayrıca geçen yıl Noel arifesinde biraraya geldik. Bu alanda, aynı yaşlarda aynı düşünen arkadaşlar bulmanın çok daha zor olduğunu düşünürdüm. Bu üretim vasıtası ile , güvenebileceğim ve inanacağım iki arkadaş kazandığım için minnettarım.

3 adam biraraya geldiğinde ne yapar?
Konuşuruz. Şimdi bile telefonumda 35 okunmamış mesaj var. Genellikle oyunculuk yaparken bir çok tavsiye alırım. Oyunculuğa başlayalı uzun zaman olmadı, bu yüzden hala çok fazla zor şey var. Çok fazla aşırıya kaçmadan bu şeyleri sormak eğilimindeyim.

Oyunculuk kariyerine uzun bir süre önce başlamamana rağmen,iyi gidiyorsun.
Eğer öyleyse, bu harika olurdu. Aslında, bu konudaki en büyük hayal kırıklığım ; sadece iyi bir üretim olduğu zaman ”doğru zaman” diyerek gidebilirim,çünkü oyunculuğu ve 2PM aktivitelerini aynı anda dengelemek zorundayım. Yavaş yavaş, azar azar , bu zaman boyunca çeşitli roller denemek istiyorum.

”Twenty” hayatlarının en acınası günlerini geçiren üç arkadaşın hikayesini anlatıyor. Senin için de ”acınası” olarak adlandırılacak bir zaman oldu mu?
Tabii ki. Stajyer günlerim boyunca, kaybeden bir yüze sahiptim. Çıkış öncesi çekilen, pasaportumdaki vesikalığıma göz atacak olursak, gerçekten utanç verici bir geçmiş gibi görünüyor. Ancak, kalbimde, o zamanlar asla acınası olmadı.

Filmi izlemeye gidenlerin “Twenty”i izlerken ne düşünmelerini isterdin?
Bu yapımı seçmemin ana sebebi senaryoyu okurken, sakin eğlenceli olmasıydı. İzleyicilerin de bu şekilde hissetmesini isterim. Filmi izlerken bir ara vereceklerini umuyorum.

Senin canlandırdığın karakter Dongwoo derslerini tekrar alıyor, manga çizeri olmak istiyor. Romantik olmaktan ziyade, ailesine bakan biri olarak para kazanmak için mücadele içinde. Kendi yaşamını sürdürmek için güçlü dirayeti olan bir karakter. Peki gerçek hayatta nasılsın?
En beteri.

Gerçekten o kadar kötü mü?
Evet. Bağımsızlığım ve geçimimi sağlama algımı beslemek amacı ile, kendi başıma yaşamak için 4 ay kadar önce taşındım, çünkü kendi mekanınızda olduğunuzda yapmanız gerekenler listesi artar.

O zaman çöpleri çıkaran ve çamaşırları yıkayan da sen olmalısın?
Evet. Başlarda çok özen gösteriyordum. 1 ay kadar aynada oluşan su izini görmekten nefret etmiştim, bu yüzden dikkatlice temizlerdim. Ne var ki şu anda etrafta olan kedi ayakizlerini bile umursamıyorum. Yerde etrafa saçılmış olan peçeteler olsa bile, “Huh, yarın kaldırabilirim” diye düşünecek safhaya ulaştım bile.

Haha, taşındığına pişman mısın?
Hayır, sonuçta kendine ait bir mekan olması güzel birşey diye düşünüyorum. Çalışmak için de yararlı.

Evdeyken şarkı yapıyor musun?
Tabi ki. Dün de şarkı yaptım. “John Wick” adlı filmi izledim. Sonra bir şekilde bir şeyler bestelemek istedim, bu yüzden bir kutu bira eşliğinde bir şarkı yazdım. Hafifçe süzülen ışık eşliğinde biranı içerken birşeyler besteleme arzusunun yükseldiğini öğrendim ve yavaş yavaş çakırkeyf olursun.

Dün yaptığın şarkıyı beğendin mi?
Hayır. Onu mahvettim. Sözler için kaç çeşit melodi denesem de, doğru hissettirmiyor. Pekala, hemen başka bir tane yapabilirim.

Ne zaman beste yapmak istersin?
Bilmediğim bir yolda sürerken veya daha önce görmediğim bir manzarayla karşılaştığımda. Veya bazen Han Nehrinde yürüyüşe çıktığımda, bir ağaç veya çimen gördüğümde esinlenirim. Bunun benim ruh halimden kaynaklandığını düşünürdüm fakat okuduğum bir yazıya göre eğer görsel olarak uyarılırsanız beş duyunuz da gelişir.

Eğer görsel uyarımı önemsiyorsan, fotoğraf çekimlerinden de hoşlanıyor olmalısın, değil mi?
Evet. Çünkü yeni meydan okumalardan eğleniyorum. Eğer bir şansım olursa, Sex Pistol’den Sid Vicious tarzı şeyler çekmek isterim. Kanlı birşeyler ve oldukça kirli.

Böyle birşeyden hoşlanacağını düşünmezdim.
Niçin?

Bugün fotoğraf çekimi süresince afallamış görünüyorsun. Sanki garip foroğraflar çekildiğin yabancı bir yerdeymişsin gibi.
Ey. Çünkü film olarak çektiğinizden ötürü bütün bunlar nasıl sonuçlanacak bilmiyorum. Bana harika göründüğümü söyleyip duruyorlar fakat bunu söylerken akıllarından ne geçtiğine dair hiçbir fikrim yok.

İşte bu yüzden pantolonunu çıkarma teklifini reddettin. Bu muhteşem bir çekim olabilirdi.
Bu size güvenmediğimden dolayı değil, sadece bugün giyindiğim iç çamaşırdan hoşlanmadım. Ayrıca daha zayıf ve beyaz olsaydım daha güzel olmaz mıydı?

Çok yazık. Sid Vicious olmaya bu kadar yakındın.
Haha, hadi bunu biraz daha yaşlı ve “seksi” olduğum zaman yapalım.

Yeterince seksi olduğun bir yaştasın şuanda.
Ey…

Türkçe Çeviri: yourvoice_JH, kubbys @2PMTurkishFans

Orijinal Metin: Junhostage, Scans: JH_Topaz, Kor-Eng: Egle @ 2PMAlways

Kaynak belirtmeden kesinlikle alıntı yapmayınız!

One thought on “[Röportaj/Çeviri] Junho – Dazed&Confused Nisan 2015

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s