[Röportaj/Çeviri] Wooyoung BAILA Nisan Sayısı

tumblr_nl7901Gy031qe4t2io1_1280“R.O.S.E” bir adamın tutkulu aşkının bir ilanı

Wooyoung solo single’ı R.O.S.E’un ülke çapındaki konserleriyle Japon müzik piyasasını fethediyor. O bunu “fanlara bir hediye” olarak tanımlıyor. Kendi müziğini ortaya koyarkenki düşünceleri nedir? Bir artist olarak yürüyüşüne başlayan Wooyoung’a sorular sorduk.

-Bu senin Japonya’daki ilk solo aktiviten. Neler hissediyorsun şu an?
WY: Kalbim hızlı atıyor ve bunun zorluğundan dolayı, nasıl söylenir… bitkinim? Lütfen yanlış anlamayın. Bunu endişeli olduğum ama aynı zamanda eğlendiğimi hissettiğim anlamında söylüyorum.

-Sahneye çıkmadan önce hep böyle misindir?
WY: Evet, çoğu zaman (gülüyor). Bu çok zorlu ve endişelendiğim bir çok şey var… Müzik üretim aşamasında bir çok zor şey var ama yardımcı olan insanlarla beraber çalıştığın zaman, birer birer yapım süreci eğlenceli hale geliyor. Eğer yapılan işlerin fanlar tarafından kıymeti bilinirse bu benim için en mutlu şey olacaktır.

-Önceki röportajlarından birinde bu işin “fanlar için hediye” olduğunu söylemiştin. Müzikal besteden başlayarak her şeyin bununla ilgili olduğunu duydum hepsi Woooyung’ın fikri.
WY: Müziklerin bestesi, MV, canlı konserler her şey benim fikirlerime ve bakış açılarıma dayanarak ve yardımcıların da katkılarıyla üretildi.

-Bu “hediye” nin nasıl olusturulduğunun tüm hikayesini ayrıntılarıyla sorabilir miyiz?
WY: Tabi ki. Uhmm.. Kaydettiğim bu 4 şarkı arasında en önce bitirdiğim “Happy Birthday “ idi. Bu şarkıyı fanlarım için yaptım bu yüzden bu şarkıya duygusal olarak çıkış parçam R.O.S.E’dan daha fazla bağlıyım.

-Klipte birini çilekle besliyormuşsun gibi kameranın karşısındasın. Bu fanlarla yapmak istediğin bir şey mi?
WY: (güçlü bir sesle) KESİNLİKLE! Bütün bu zaman boyunca fanlarla ne yapmak istediğimi düşünüyordum.

-Peki bir sonraki yaptığın şarkı neydi?
WY: Sanırım “Cocktail” idi. Kokteyl bir alkol çeşidi ama sizi sarhoş eden veya enerjinizi düşüren bir şey değil. Bunu yerine sizi nazikçe sersemleten ve yorgunluğunuzu alan havalı bir imajı var. Bu şarkı işten eve dönerken rahatlıkla dinlenebilen ve mırıldanarak söylenebilen bir şarkı olması düşüncesiyle oluşturuldu. Başınız beladayken veya depresif hissettiğinizde değil .

-O zaman bu şarkı insana yaşam dolu ve güzel bir kokteyl salonundaymış gibi hissettiriyor değil mi?
WY: (Başparmaklarını havaya kaldırarak ) BINGO! Ve bir sonraki şarkı ise R.O.S.E’du.

-Öyleyse R.O.S.E yaptığın 3. şarkıydı?
WY: Evet. R.O.S.E kelimesinden edindiğim hayali/görüntüyü çizerken çok çeşitli fikirler geldi aklıma. R harfi koruyucu sera, O harfi çiçek, S harfi gövdesi, E ise onu tutan saksı. Sonra ünlü bir Japon suluboya sanatçısına sordum. Görüşlerimizi ve fikirlerimizi karşılaştırdık bir çok defa. Ve sonunda albüm kapağındaki ilüstrasyonu oluşturduk .

-Peki harflerin arasına koyulan noktalar ne anlama geliyor?
WY: Gül çizerken birden her harfe bir anlam yüklemek istedim bu yüzden noktalar koydum araya.

-Bir çok çiçek çeşidi arasından neden gülü seçtin?
WY: Çünkü dikenleri var. Başından beri böyle güzel bir çiçeğin neden dikenleri var diye merak ediyordum. Gül çok hoş bir çiçek ama uzun bir süre baktığınızda acıklı ve kalp kırıcı hissettiriyor. Bu şarkının hikayesi bir gül ve bir kadın karşılaştırılarak oluşturuldu. Evet bir gül olduğun düşünülünce gülümsüyorsun, ama kendini korumak için dikenlerle kaplısın. Diğer insanlar senin güzelliğin ile büyüleniyor ama sen kolayca kabul etmiyorsun. Bu yüzden gerçek aşkı arıyorsun. Dikenlerinden dolayı gerçekten de yalnız kalmaya başlıyorsun değil mi? Fakat ben seni biliyorum. Çünkü aradığın şeyi biliyorum. Şarkının ardındaki anlam bu. Ah, çok konuştum değil mi durmadan? Temel anlam ise ”Gerçek aşkı umuyorsun değil mi?”. Bu kadar.(gülüyor) Şarkıdaki “Bensiz çiçek açamazsın” sözünü çok seviyorum. Bensiz, varlığını sürdüremeyecek. Çok tutkulu değil mi? Bu benim özgüvenimi ortaya koyuyor. (Sağ elini kaldırarak ) Bu kesinlikle seni seven ve senin için en iyi adam olduğuna inanan bir adamdan gelen ilan-ı aşk.

-Belki de bu gerçek bir tecrübedir?
WY: (gülüyor) Hayır. Bu yalnızca bir hikaye. Sadece bir kurgu. Duygu yüklü bir his tecrübe etsem bile, kalbin dolup taşar ama bu kesinlikle aşk olmayabilir değil mi?

tumblr_nl5xcgHbLY1qe4t2io1_12804 yıl önce karlı bir gecede ortaya çıkan şarkının değişikliklerini takip etmek.

-Son olarak “I know your shirts”…
WY: Gönül macerası (aldatma) bu şarkının teması. Ayrıca benimle bir ilgisi yok!

-Anladım. (gülüyor) Bu şarkıyı yapmana sebep olan neydi?
WY: Bu şarkı 2013’ün kışında yapıldı.Yoğun kar yağışlı bir gündü. Kar yağarken bütün şehir sessizleşir değil mi? Kar bütün şiddetiyle yağarken ben de evime doğru yürüyordum. Beyaz bir karanlığın içinde yürüyormuş gibi hissettim. Bu şarkının görüntüsünü bu “beyaz karanlık”tan aldım. Eve gider gitmez şarkının melodisini besteledim.

-Yani aslında bu şarkı beyaz bir karanlıktan bahsediyor?
WY: Bu sadece her zamanki notaların/tonların şarkı haline gelmeden önceki bir taslak görüntsüydü. Bu “beyaz karanlığı” beraber müzik yaptığım arkadaşlarıma dinlettiğimde bana dediler ki “Bu üzgün bir şarkı ama seksi bir parçaya dönüştürebiliriz.”. Bu yüzden “beyaz karanlığın içinde”ye dönüştü. Ayrıca simdiki “I know your shirts” olana kadar da değişti. Şarkı yapmak oldukça ilginç. Bir çileğe bakarak bir şarkı yapabilirsin ama bu sadece çilekle sınırlı kalmaz. Karpuzu da içerebilir. Şarkının son halinde başta sahip olduğum kar ve kış imajını göremezsiniz. Ama başta buradan başlamıştı.

-Hıııı~ Bu oldukça ilginç!
WY: Şarkının bütün taslak aşamaları telefonumda kayıtlı. (Telefonu çıkardı ve herkese dinletti). Bu işte “beyaz karanlık” (sadece piyano ile çalınmış melodiler) bu ise “beyaz karanlığın içinde ” (pek çok müzik enstrümanıyla çalınmış vokal de içeren bir performans). Bu şarkı melodi ve sözlerde bile “karanlık” mı veya “siyahlık” mı desek daha iyi olur gibi bir çok detayın üzerinde tek tek düşünülerek oluşturuldu. 4 şarkı arasında sözlerini ilk önce bitirdiğim bu parçaydı ama tamamlanması hepsinden uzun sürdü.

afdghffhgjGüçlü bir bağ ile bağlı olan üyeler arasında kelimeler gereksiz.

-R.O.S.E’un MV’sini görünce, canlı konserlerin de üzerinde dikkatlice düşünülerek hazırlandığını düşünüyorum.
WY: Hmmmm… Yine detaylı olan detaylı olacaktır ama MV gibi olmayacak. Çünkü MV için gerçekten fazlaca zaman, enerji ve fiziksel güç harcandı. Canlı konserin özelliği müzikal gibi olması. Fakat birdenbire kalıp ifadeler kullanıp şarkı söylemeyeceğim. (gülüyor) Bu, konsept sadece sahnenin merkezi değil demek. Etrafta özgürce dolaşabilirim böylece ne istersem onu yapabilirim.

– Çok fazla güce ihtiyaç duyacaksın gibi gözüküyor.
WY: (iç çekiyor) Aynen öyle. Son zamanlarda birçok vitamin içiyorum ve sağlığıma da iyice dikkat ediyorum.

– Bu seferki solo aktivitlerinle, üyelerle nasıl bir konuşma yaşadın?
WY: Bu…. hiç konuşma olmadı (gülüyor). Bizim ilişkimiz birbirimizi sözlerle cesaretlendirdiğimiz veya yüksek sesle belirttiğimiz türde değil. Her zaman aktiviteleri birlikte yapıyoruz bu yüzden kelimeler olmadan bile, üyemiz her ne yapıyorsa ona inanıyoruz. Herkes bana inanıyordu böylece biz birbirimize güçlü bir güvenle bağlıyız. Ee, aslında bunları kelimelerle ifade etmeye kalkarsan utangaç hissedecek olmak da var.

– Busan’dan olduğun için mi? (Busanlı erkeklerin sessiz ve içine kapanık olduğu söylenir)
WY: Bence Busanlı erkekler bir cazibeye sahip. Elbette çok mutluyken ve eğleniyorken kendini doğru düzgün ifade edemeyebilirsin, kötü (hayal kırıklığına uğramış) hissettiğin zamanlar olabilir. Konuyla ilgili olarak konuşursak; sözlerle ifade etmeye cesaret edemeseler de, garip bir şekilde, üyelerin beni güçlü bir şekilde desteklediğini hissedebiliyorum.

– “Güçlü bir şekilde…” Bu bir baskı olmaz mı?
WY: Ben de öyle hissedebilirim! (gülüyor) Ama bu iyi türde bir baskı, değil mi?

– Önceki röportajda dedin ki: “Kendimi yenileme dönemim sayesinde özgür hale gelebildim.” Köşeye sıkışmış mı hissediyordun? Mesela.. havalı/harika gözükmek zorunda olduğundan dolayı?
WY: (gözlerini kocaman açıyor) Gerçekten ayrıntıları yakalıyorsun, değil mi?

– Eğer bu çok ayrıntı olduysa özür dilerim.
WY: Tam tersi eğer böyle şeyleri fark etmemiş olsaydınız, röportajlar sadece zaman öldürmek için yaptığım şeyler olurdu. Fakat böyle geri bildirimler aldığımda ben de kendim hakkımda birçok şey fark etmiş oluyorum. Bu yüzden çok minnetarım. Uhhmmm… bu “yenilenme dönemi”nden önce, “bunu yapmak zorundayım” zihniyetine sahiptim ve bu yüzden kendi sözlerim ve davranışlarımla oluşturduğum bir çemberin içinde sıkışıp kalmıştım. Sıkıntılı bir durum içindeydim ama ciddi bir şekilde ve etraflıca düşünecek zamanı bulduğumdan bu kendimi geliştirmeme ve teklim “R.O.S.E”u üretmeyi başarmama sebep oldu. Bu endişeleri/sıkıntıları aştığım zaman, hayatımın en önemli ve temel (olmazsa olmaz) zamanı olarak kalacak.

– Son olarak, lütfen okuyuculara bir mesaj yolla.
WY: BAILA okuyucuları ve ekibine bana birçok farklı tarafımı gösterme fırsatını verdikleri için kalbimin derinliklerinden minnettarım. Dergi röportajları okuyucularla iletişimin başlangıç noktası. Bu yüzden ben de röportajın içeriğini ve harcadığım zamanı büyük bir özenle dikkate almak istiyorum. Herkes bu yazıyı küçük bir hediye veya bir güç kaynağı olarak görürse, beni bundan daha çok mutlu edebilecek bir şey yoktur.

tumblr_nl78ybPMA81qe4t2io1_1280


『Bir sanatçının hedefi』
Her şeye rağmen hedefim, etraftaki herkes tarafından Jang Wooyoung adıyla ve sadece Jang Wooyoung’ın sahip olabileceği renklere sahip biri olarak bilinmek. Şimdiye kadarki ben, her sahneye çıkışında havalı bir görüntü sahnemeliyim; ne olursa olsun iyi görünmeliyim fikrini kafasında taşıyordu. Buna rağmen, tam tersine bu düşüncenin beni kısıtlamalara bağladığını fark ettim. Bu yüzden şu anda tek yapmak istediğim şey diğer insanlara derin duygular yaşatmak, aynı zamanda da benim ve birçok insanın bu duyguları paylaşabileceği “bir şeyler” üretmeye devam etmek. Bu müzik olabilir, kıyafet veya dans bile.

Son zamanlarda, solo projelerimle alakalı geçirdiğim bunca zamanda, çoğunlukla kendi başıma en baştaki adımdan başlayarak müzik yapıyordum. İşte o zaman büyümenin/olgunlaşmanın yolunda olduğumu kuvvetle hissettiğim zamandı. Bence olgun bir adam “sadece bir ağacı değil tüm ormanı görebilen”, “büyük bir anlayış/düşünce gösterebilen” bir adam olmalı. Bu proje boyunca “insan”ın gerçekten yaşarken birçok düşünce barındıran bir varlık olduğunu sonunda tam anlamıyla idrak ettiğim noktaya gelene kadar birçok deneme ve hata üzerine kendimi yineleyip durdum. Fakat sonra fark ettim ki, insanları sonuçta olgunluğa ulaştıran şey tecrübeler değil midir?

222222222『Muhabirin gözünden』
Uzun röportaja rağmen karşımızda hala konsantrasyonunu asla kaybetmeyen; hikayelerini her kelime, her ifade kafasının üzerine yansıyormuşçasına coşkuyla anlatan bir Wooyoung var. Solo projesine yönelik güçlü kararlılığı, hayranlarına derin düşkünlüğü/sevgisi, hepsi çok tutkulu bir şekilde iletiliyordu. İlk olarak paylaşmak istediğimiz kısım buydu. Dahası, BAILA ekibinden birini röportajın ortasında öksürdüğünü görünce Wooyoung “Lütfen keyfinize bakın!” diyerek tüm ekibe şeker ikram etti. İkramlarıyla yanakları dolmuş ekip elemanı da “Bütün bu konuşmadan sonra susamış olmalısın.. Ah! Çok lezzetli!” diyordu. Bu aklımıza derin bir şekilde kazınmış olan görüntü, masum genç bir çocuğun gözlerine sahip iyi yürekli bir beyefendiye aitti.


PhotoGrid_1428347053591
① “Solo şarkıların yapıldığı yer işte burası” Müzik ekipmanları ile dolu “çalışma odam!”
② Sürekli kullandığım kulaklıklar
③ Genellikle kullandığım gözlükler
④ “The Art of Loving” (Sevme Sanatı) üzerimde en büyük etkiyi bırakan kitap “Bu kitabı okumak ‘aşk hakkındaki fikrimi’ değiştirdi”
⑤ En çok alacakaranlığı seviyorum. Gün batımını izlemek oldukça rahatlatıcı.
⑥ Bu tasarım kitabı “CULTURE CHANEL The Sense of Places” gerçekten harika. “İlhamımı buradan aldım”
⑦ Son zamanlarda kendimi plaklara kaptırdım. Genellikle Keith Jarrett’ın canlı albümünü dinliyorum.
⑧ Wooyoung memleketi Busan, Haeundae’de çektiği bir fotoğrafa bakarak bir “kahraman”ı hatırlıyor. “5 yaşımdaydım. Songjeong plajında oynarken dalgalar sandaletlerimi alıp götürmüştü. Tanımadığım yaşlı bir adam geldi ve sandaletlerimi kurtardı. O sırada o adam bir kahramanmışçasına çok havalıydı.”
⑨ Bu taşınabilir hoparlörü ① numaralı resimde göremiyorsunuz ama standı benim favorim.


Credit for pics: @DearJWY0430
JPN-ENG: @jngwyng & coded4d9dc
ENG-TR: wjyislove & cessy0412 @2PMTurkishFans
Kaynak göstermeden kesinlikle alıntı yapmayınız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s